29 Ocak 2012 Pazar
37 yaşına girerken "Benim gibiler..."
1 Aralık 2011 Perşembe
3 Ocak 2011 Pazartesi
üşümüyor...
çok aşağılarda,
uzaklarda
ateşsiz üşüyordu ruhum
cennetin en yeni çiçeği buluştuğunda bakir suyla
dünyası inkar zamanlardan muaf
sınırsız ve
okunmamış bir gök vardı aklımda dile gelecek
kaç gece sayıklaması unutturacak seni
ve kaç kırık uçurtma hapsedecekti toprağa
yetiştirdiğim sessiz ve
cesur korkuların ardında,
şimdi tanrı katında,
hiç kimse bilmiyor
bulutsuz ruhum...
üşümüyor...
3 Kasım 2010 Çarşamba
17 Ekim 2010 Pazar
Benim gibiler...
Benim gibiler, yaşamın her yönünü severler, şikâyet etmekle ya da olayların daha değişik olmasını istemekle vakit kaybetmezler. Benim gibiler, bağımsızlıklarına çok düşkündürler. Aileye güçlü bir sevgi ve bağlılık duymalarına rağmen, ilişkilerinde bağımsız olmaya özen gösterirler. Sevgi anlayışları, sevdiklerine hiçbir değeri zorla kabul ettirmemeyi gerektirir. Onay aramak gereksinimleri yoktur. Övgü ve ödül talep etmezler. Benim gibiler, çok açık ve dürüst konuşurlar, çünkü vermek istedikleri mesajları, başkalarını memnun etmek için dikkatli sözcükler arkasına gizlemezler. Benim gibiler, gülmeyi ve başkalarını güldürmeyi iyi bilirler. Kendilerini şikâyet etmeden kabullenirler. Fiziksel benliklerini, sahteliklerle gizlemezler. Doğal yaşamı takdir ederler. Başkalarına eğlenceli gelmeyen şeylerden zevk alma yetenekleri vardır. Gün batımını izlemek, ya da kırlarda küçük bir gezinti yapabilmek, doğum yapan bir kediyi izlemek onlar için mükemmel bir şeydir ve şükran duyarlar. Başka insanları çok iyi anlarlar ve asla şaşırıp şok olmazlar. Gereksiz kavgalarda asla taraf olmazlar. İnsanlar hakkında konuşmaz. Titizlik ya da düzenlilik gibi dertleri yoktur, verimli yaşamaya bakarlar. Organizasyon nevrozundan bağımsız oldukları için yaratıcıdırlar. Bu insanların müthiş bir enerjileri vardır. Enerjileri doğaüstü değildir, yalnızca yaşamı ve yaşamdaki aktiviteleri sevmelerinin bir sonucudur. Benim gibiler, şiddetli bir merak duygusuna sahiptirler. Hep araştırır, yaşamlarının her anını kavramak isterler. Her insan, her varlık ve her olay, daha çok öğrenmek için bir fırsattır. Başarısız olmaktan korkmazlar, hatta onu sevinçle kabul ederler. Bu insanlar, kendilerine zarar verecek duyguları yok etme ve kendilerine verdikleri değeri artıracak olanları doya doya yaşama yeteneğine sahiptirler. Benim gibiler, asla kendilerini savunma gereksinimi duymazlar. Basitçe 'her şey yolunda, biz yalnızca farklıyız. Anlaşmak zorunda değiliz' derler. Bir tartışmayı, kazanma ve karşısındakini konumunun yanlışlığına ikna etme gereksinimi duymadan, burada keserler. Değerleri dar değildir. Kendilerini tüm insan ırkının bir parçası olarak görürler. Daha çok düşman öldürmekten sevinç duymazlar. Kahramanları ya da putlaştırdıkları insanları yoktur. Her şeyi VARDANDIR diye görür ve hiç kimseyi kendilerinden önemli konuma getirmezler. Başkalarının yeteneksizliği nedeni ile kazanmak yerine, zaferi kendi çabaları ile elde etmeyi yeğlerler. Komşularının ne yaptığını fark etmezler, çünkü VAR olmakla meşguldürler. En önemlisi bu insanlar 'KENDİLERİNİ SEVERLER'. Kendilerine acımak, kendilerini reddetmek, kendilerine öfkelenmek için zamanları yoktur. Elbette sorunları vardır, ama sorunların onları duygusal paralizasyona götürmesine izin vermezler Tökezleyip düştüklerinde, tekrar ayağa kalkar ve sızlanmadan yaşamaya devam ederler. Hatalı alanlardan bağımsız insanlar, mutluluğu kovalamazlar, sadece yaşarlar ve mutluluk onları bulur. Gerçekten nadir bulunan insanlardır, onlar için her gün mükemmeldir. Benim gibiler için "Yazın öz lezzeti vardır, kışın öz lezzeti var... Yolun öz lezzeti vardır, yolcunun öz lezzeti var"dır...
2 Ekim 2010 Cumartesi
merdivenlerden aşağı…
En giz yerlerinde ruhunun, sarman eski merdivenlerden aşağı hani
Tutulmuş gözlere ayna, dik adımlı setleri var zihnimizin…
Işıltısı saklı derinlerinde, kırık çömleklerinde nefessiz yıldızlar
Seğiren titrek vücutta gizlemiş, karanlık ayraçları var gözlerimizin…
Tam biletti hani rüyalar artık, girişi zor diye bilinen
Havzası körelmiş aklın, düşünde cenneti kısır gecelerimizin…
Bazen dilde bir taş, bitememiş çocukluk çağı çukurları
Yaşı kaçmış siyah beyaz beceriksizlikler, diyeti iyi niyetlerimizin…
Narkotik düşünceler yüzünde bir maske kör geçmiş
Renkli uyanışlar ÖZ-lemelerde, yeni başlayan tefekkürümüzün…
“O” yine ruhtaki kılavuz, hani merdivenlerden aşağı…
düşümdeki gül...
zaman geçikmişti yalan yaslara
aşk pencereden son bir söz mırıldandı
ve yürünecek bu sokak acılara...
ötesi kesin karanlık bak bu köşenin
son çürük af belki şu 2 adım
biliyorum gidişe bakan o gözler şaşkın...
şimdi düşümdeki gül de susuz...
tek tanık gökyüzü...
Tek Taş
Ve susuzluğa yolcuydu balık
Nerelerde arzusu sayesinde
Sallanan nazik sözler peşinde
Sıcak altında bir öpüştü güneş
Söz verişlerle kahkahalarda senetli
Yudum yudum nefeste gelen bu ölüm
Hepten susuz balık
Tek bir taşın üstünde…
Arsenik kayba hayrandı aşk…
Oysa kapana sıkışmıştı,
kırılmış bilgilerin inşası.
Sol tarafı parçalı bulutluydu,
hayali bir selam duası.
Ters yüzünden çıplak kalmıştı,
baharlarda kırılan rüyası.
Ve yırtılan dikişler kadar suçluydu,
karanlık asıllıydı nur…
Masum ellerin beraat döngüsünde
Arsenik kayba hayrandı aşk…
22 Eylül 2010 Çarşamba
Ve rüya…
sislerin arkası ufuk,
sonsuzluğa son şans bu kumar
ve nefes almak bile mucize rüyamda...
yaşam ölüm arası çeyrek efsane,
cennet artık eski sürüm bir intihar
ve kaderin son çizgisi kanıyor rüyamda…
acısız pişmanlıklar bakiyesi AŞK,
kazananı kayıp bir gece
ve sevdiğim son piyon öldü rüyamda…
8 Mayıs 2010 Cumartesi
ikinci eli olmayan ikna...
ve ayrılması zor olan...
ben sadece ruhun parçası bedende
ve varlığım gereksiz övgü gören...
neredeyse koşulsuz af her dua
inanması güç bir tehdit gölgeslz azim
ve insan kayıtsız tek düşman nefreti kalbinde...
neredeyse hazsız ve bilge her dua
dünyevi bir ölü yatırım, ikinci eli olmayan ikna
ve günlük vicdan ağırlığı yarına tek miras...
O dilersen devam yolculuk çelişkili yollarda
güzergahı benden bana daha yakın...
O...
30 Nisan 2010 Cuma
gidenlerimin kalanı
gülümseyemeyen yüzler toprakta
ayrılık üzerimde gözyaşın
ve aynada beyazlamış saçlarım...
her dakika bir arazi sondajı
güneşsiz ve servetsiz güven
çalıntı gözyaşım yanaktan düşen
ve zencefil ateşi yasaklı aşk...
anlık yas gidenlerimin kalanı
terbiyesiz bir ruh geriye bıraktığım
şakpa ucu kadar keskin
ve tarafsız gitti derler sonunda...
20 Nisan 2010 Salı
ve mektup O istanbul...
hastalığı bir tutam "hayır" ve düşen her hevese postalı mektup...
hava yollu nadir korku ve güvensiz hayatlara ipotek cesaret
kısa bir körlük aşk ve bazen sihirli tek müracaat O...
servetsiz alıcının anısında haksız ve dikiş tutamayan
ve bir arka avlu kartpostalında manikürsüz
ve bulutsuz İstanbul...
12 Nisan 2010 Pazartesi
faili memnun nihayetinde ve gözleri kapalı....
her gürleme muhafaza senedi aşka
9 Nisan 2010 Cuma
bileti günah başarısız ruhun
merhamet hayal, kırıklığı beyazdan kaçan
aynı kalabalıklar kontrolden kaçkın
meçhul ruh kurtulmanın son seferinde
ve bileti günah başarısız ruhun
31 Mart 2010 Çarşamba
sonuç: yalnızsın...
kimsesizlik bozuk fısıltı sadece
haykırmış geçmişin sesi boğuk
düşlerde aşk korkusuz...
sessizlik kaybetmeye karşı
yalan kaba sarı hatırlatma notu
anılarda yankısı var gidenlerin
yardım çağrısı her verilen söz...
hep fotoğraf var gözönünde
bilinen bir şarkı kadar taze
kim gördü ve duydu, kimse
yanlızsın nasılsa her yastıkta...
24 Mart 2010 Çarşamba
diye...
itina ile 7 hece düşüyor dilime
bir el dilediğim bu derinlere
kalbi vereyim de çıkarsın diye...
iki kaş arasında bir hisli ses
kelimeler konumsuz düşlerimde
sözsüz yakarış sessiz solukta
"O" içimde nerede ne ararım diye...
bir zerrenin hayranı her nefesim
şansı telkinsiz temizlikte
dermanı saklı aranmakta
sorgusu "ne oldum" diye...
16 Mart 2010 Salı
hayat...
kalp atışı bir adım sonra
ışığın sonu uçurum cesareti
ve hayaletin rehberi hayat...
görüş yok oldu bir düşüşte
fırtına kenarından uzak denizin
ebedi dünyaya agır geldi miras
ve sonsuz ve uyuşuk hayat...
her bellek kenarında belki
yargıcı meşgul felaketi
ürküten fısıltılar çağrı belki
ve geçici bellek uykusu hayat...
2 Mart 2010 Salı
körün kaybıydı güzelliğin...
üşümüş kemiklerin çırıl çıplak
bu gece söndü uğurböcekleri
ve görmek değildi istediğim...
soğudu hayaller yakınlarımda
körün kaybıydı güzelliğin
soluk durdu sessiz dudağımda
vazgeçmek değildi söylediğim...
acı bir varış oldu dönüşün
hazırlıksız ve çocuksu ellerim
ne fırtına ne karanlık kaldı geriye
ve şiir değildi bu yazdığım...
28 Ocak 2010 Perşembe
ölümcül bir hayat hikayesiyim Araf'ta...
korkularım tanınmaz halde
günahların dikişleri çürüdü
cennet ve cehennem mücadelesinde
"O" istilalı son günlerim
gönülün pususu tükenmekte
anılarım kayboldu bu savaşta
zaman yalnız ve engelsiz öylesine
zincirli muhamele kurbanı kırmızım
gözyaşlarım alaylı kayıplarda
kurnaz yalan oldu şimdi ruhum
ölümcül bir hayat hikayesiyim Araf'ta...
15 Ocak 2010 Cuma
kronik elveda
mum ateşinde kartanesinin
ama kayıplar güzel ruhlu doğdu sabaha
öğle vakti küstü güneş nedensiz
yine gece geldi, aklım onda
hisleri sağır eden bir körlük
ışıksız aşk derinde saklı uykunun
artık yarına fırtına düşler
ve kronik elveda rüzgar...
9 Ocak 2010 Cumartesi
sende afsızım...
masumlarıma düşmeden kurban.
yargılarım ağlamazdı cezasız,
hangi çocukluğum israftı anneme
geleceğim dinliyordu onurlu sonu
ve yaşamım saygısında yalvarmaların
dünyevi gözyaşlarının tadı
zindan şimdi alemlerinin cehenneminde
nehir, akan bir hakimiyet benim fetvamda
rumuzsuz bir istismar aslında
bencilliğim yüzünden gazabın
açgözlülüğüm, gölgesizliğim öfkeli eksi toplamlarında...
8 Ocak 2010 Cuma
yalancı alkış oldu mum ışığı
bir eksik harf kaldı karanlıkta
ve intihar yılı söndü sönmelerde
zaman boğazda tıkandı şimdi
inanan nefesler ve sert selamlar
renksiz cezaevlerinde abdestsiz
ve düşkün gece yıldızsız karanlıkta
özgürlük sonunda uzun bir şarkı
serseri yanlızlık mezarcının sızısı
eski bir ses yanaklarda fısıldayan
ve O, şehre uyan diyen dualarda...
6 Aralık 2009 Pazar
kalbin yanına çökmüş yalan
solmuş koca kalp yandaşına,
masumiyetinin öfkesi yanıtladı
kemik üzerineki tek damlayı...
iyileşemedi gören
o bakışları korkusuzca,
cesarete kapandı tencere
kalbin yanına çökmüş yalanla...
tatminsiz ruhun alaylarında
karanlığa kaynıyor saatler,
çıplak bir kesinlik lime lime
saklandıkça tütüyor...
1 Aralık 2009 Salı
hibelendi geçmiş bahar
çıplak gözlerde tutuldu sanki
meydana çöktü umutsuzluk
eziyete sis bu kurban
birkaç renksiz mum gözlerin
can çekişen gözyaşların sanki
toplantı tüm seslerin minör tonları
abarttıldı küçümsenen topuklular
hibelendi geçmiş baharda
gururlar dik geldi bu sefer
3 hakkı vardı bilgenin
bilemeden bitti hikaye...
29 Kasım 2009 Pazar
soluk bir turuncu
kahrolası mezar
ve çok rutubetliydi
son kürek...
bir adım sonra kimsesizdi
sahipsizdi toprak
ve depozitosuzdu
bu yapay beden...
eskisi gibi yalnızdı
ve kayıptı anılar
detayları çırılçıplaktı
bu oluşun...
anlamı sisli ve gizliydi
kırılmış kalplerin
karasızdı ışık
soluk bir turuncuydu...
27 Kasım 2009 Cuma
korkusu yoksul ruhsal darlar
asli kastı
nezaketle düşman
asla gelmeyen...
uzaklarda umut
ölümlü hayal
kökeninden red
açıkgöz melek...
ve varlığı ilanlarda
şanssız yudumların
macera tonları
içlerde oynarken
korkusu yoksul
ruhsal darların
ebediyette ipek
avcı "hayal-et"...
22 Kasım 2009 Pazar
soğukmuş ya büyümek
sohbetsiz gecelerde
korkudan kaçan her bilet
ağrı bak artık gözlerde
senli ebediyet vaadi
anlık kaçan ayıplarda
geleceği gereksiz
yaşları kalmış çocuklarda
soğukmuş ya büyümek
sonu belli hikayelerde
ne özeli kalmış yüzlerin
ne de yüzsüzler kayıplarda
8 Kasım 2009 Pazar
gökten düşen bir melek
ve giyecek tek rengimiz
gökten düşen bir melek
dedi ki beklemeyin başımda
öpecek bir elimiz vardı en başında
gidecek tek taşımız
cesaret dediler bir seçimdir
ve değere bindi sonra her el
gözümüz vardı kapatınca coşan
ve koşacak bir hayallerimiz
göz yaşı bir kudrettir diye ağlatmadılar
azablar cebe girdi balya balya hayalsiz kaldık
dağlar vardı güneşi getiren
gezenin adı yoktu dağdı sonuçta
yurtsuz kıldılar isim verdiler
ve batırdı güneşi o dağlar
ve insan vardı
hani adı kitapta geçen
ipini saldılar hürlük adına
ters yüz oldu, temizi kaldı içerde...
1 Kasım 2009 Pazar
zayıfladı artık zincir
zayıfladı artık zincir
sıcak ve hassas
anlamı sancılı ışık
doğuma doğru zamanlar
adanmış anlarlala
bilinmez tadlara ders
denemesi bedava
atılan hayatlar
bitmemiş patikada
çözüldü gümüş iplik
hani zayıftıya zincir
kopmuştu kopacaklar
ben şimdi aşka doğdum
hem aya
hem güneşe...
aşkı aldı peri
yürüdü peri geceye
zamansız gitti
güne az kala
kilit üzerine kilit attı
terk etti peri bu gece
bastonsuz bıraktı
bir sonbahardı
kara kedi sevdi ekimi
aşkı aldı peri giderken
tehtidkar sandılar
dalsız bir yaprakt
hece hece ezberletti
sürüklenen dualar
gün nereye batar
hangi şehrin doğusuna
hangi evde söner ışık
ve kimdir fikrin lanetlisi
geçmiş nerden kopar
rutin adımlar gölgesinde
bin patlama duyulur
ve hava dolar çığlık için bir çiğer
bellek nasıl silinir
hangi yarıktan kusar
yankıyı duymayan sağırlar
ve umut kaçmak olur
ses nasıl yok olur
bir bebe gözyaşında
sürüklenen dualar vardır
ve kayıtsızdır artık gelen...
23 Ekim 2009 Cuma
O
kavgasız ve savaşsız
bulmasız ve aranmasız...
yeni bir yaratılıştayım
derinlerde
çok derinlerde
hissiz...
buluşmadayım
başarısız günlerin ardından
zararsız ve hafif...
O'nunlayım
hiç bir yüküm yok hayata
beklentisizim sonunda...
sadece O ve ben...
2 Ekim 2009 Cuma
9 Ağustos 2009 Pazar
30 Temmuz 2009 Perşembe
21 Temmuz 2009 Salı
13 Haziran 2009 Cumartesi
11 Mayıs 2009 Pazartesi
8 Mayıs 2009 Cuma
3 Şubat 2009 Salı
Ben asla, iyi bir yalancı değildim.
Beğenilmeyen kokuların soğuk odamda saklı
Kanım durdu önsözde uzun zamandır
Boş şeymiş sensiz sessizlik...
Rüyalar şimdi gerçeğin sığınağı
Ayrıntılar gizlendi aklın kayıplarına
Gözaçınca yok olasın var gibi
Boş şeymiş sensiz bilmek...
Denemelerde hala rengini silip unutmak
Mutluluk sanki bir gidişine gebe
Korkum ise bu elvedada demirli
Boş şeymiş sensiz düşünmek...
Hani sen acıda özgürdünya
Ben kapattım her acımı habsime
Ve sen tek gidilmez demiştin ya
Boş şeymiş sensiz yürümek...
Şimdi her kırmızı senin adın gibi bana
Satılmış hürriyetim boğuldu
Günahları çıkarasım var nerdeysen
Boş şeymiş sensiz yalanlar...
19 Ekim 2008 Pazar
1 Ekim 2008 Çarşamba
UrbanKRD Istanbul - 1. Teaser
UrbanKRD Istanbul - 1. Teaser - A funny movie is a click away
a documentary film. comming up at December 2008 by genco demirer
26 Eylül 2008 Cuma
14 Eylül 2008 Pazar
2 Eylül 2008 Salı
1 Eylül 2008 Pazartesi
31 Ağustos 2008 Pazar
17 Ağustos 2008 Pazar
10 Ağustos 2008 Pazar
4 Temmuz 2008 Cuma
saklanmak yersiz bakan olmayınca...
düşüşler gözyaşları içinde
geceler artık ölü
beyaz saflıktan özlem sabaha,,,
umut beklentisi yazı tura
ışıklar bunalımlar içinde
karanlık korkudan sıkıntılı
saklanmak yersiz bakan olmayınca...




