01 Aralık 2009 Salı

hibelendi geçmiş bahar

kayboldu mübarek zaman
çıplak gözlerde tutuldu sanki
meydana çöktü umutsuzluk
eziyete sis bu kurban

birkaç renksiz mum gözlerin
can çekişen gözyaşların sanki
toplantı tüm seslerin minör tonları
abarttıldı küçümsenen topuklular

hibelendi geçmiş baharda
gururlar dik geldi bu sefer
3 hakkı vardı bilgenin
bilemeden bitti hikaye...

29 Kasım 2009 Pazar

soluk bir turuncu

kara duygularla dolmuştu
kahrolası mezar
ve çok rutubetliydi
son kürek...

bir adım sonra kimsesizdi
sahipsizdi toprak
ve depozitosuzdu
bu yapay beden...

eskisi gibi yalnızdı
ve kayıptı anılar
detayları çırılçıplaktı
bu oluşun...

anlamı sisli ve gizliydi
kırılmış kalplerin
karasızdı ışık
soluk bir turuncuydu...

27 Kasım 2009 Cuma

korkusu yoksul ruhsal darlar

gülüşlerde saklı
asli kastı
nezaketle düşman
asla gelmeyen...

uzaklarda umut
ölümlü hayal
kökeninden red
açıkgöz melek...

ve varlığı ilanlarda
şanssız yudumların
macera tonları
içlerde oynarken

korkusu yoksul
ruhsal darların

ebediyette ipek
avcı "hayal-et"...

22 Kasım 2009 Pazar

soğukmuş ya büyümek

sessiz seyahatlar zamanı
sohbetsiz gecelerde
korkudan kaçan her bilet
ağrı bak artık gözlerde

senli ebediyet vaadi
anlık kaçan ayıplarda
geleceği gereksiz
yaşları kalmış çocuklarda

soğukmuş ya büyümek
sonu belli hikayelerde
ne özeli kalmış yüzlerin
ne de yüzsüzler kayıplarda

08 Kasım 2009 Pazar

gökten düşen bir melek

diyecek sözümüz vardı kardeşçe
ve giyecek tek rengimiz
gökten düşen bir melek
dedi ki beklemeyin başımda

öpecek bir elimiz vardı en başında
gidecek tek taşımız
cesaret dediler bir seçimdir
ve değere bindi sonra her el

gözümüz vardı kapatınca coşan
ve koşacak bir hayallerimiz
göz yaşı bir kudrettir diye ağlatmadılar
azablar cebe girdi balya balya hayalsiz kaldık

dağlar vardı güneşi getiren
gezenin adı yoktu dağdı sonuçta
yurtsuz kıldılar isim verdiler
ve batırdı güneşi o dağlar

ve insan vardı
hani adı kitapta geçen
ipini saldılar hürlük adına
ters yüz oldu, temizi kaldı içerde...

01 Kasım 2009 Pazar

zayıfladı artık zincir

zayıfladı artık zincir
sıcak ve hassas
anlamı sancılı ışık

doğuma doğru zamanlar
adanmış anlarlala
bilinmez tadlara ders


denemesi bedava


atılan hayatlar
bitmemiş patikada
çözüldü gümüş iplik


hani zayıftıya zincir
kopmuştu kopacaklar
ben şimdi aşka doğdum


hem aya


hem güneşe...

aşkı aldı peri

yürüdü peri geceye
zamansız gitti
güne az kala
kilit üzerine kilit attı

terk etti peri bu gece
bastonsuz bıraktı
bir sonbahardı
kara kedi sevdi ekimi

aşkı aldı peri giderken
tehtidkar sandılar
dalsız bir yaprakt
hece hece ezberletti

sürüklenen dualar

gün nereye batar
hangi şehrin doğusuna
hangi evde söner ışık
ve kimdir fikrin lanetlisi

geçmiş nerden kopar
rutin adımlar gölgesinde
bin patlama duyulur
ve hava dolar çığlık için bir çiğer

bellek nasıl silinir
hangi yarıktan kusar
yankıyı duymayan sağırlar
ve umut kaçmak olur

ses nasıl yok olur
bir bebe gözyaşında
sürüklenen dualar vardır
ve kayıtsızdır artık gelen...

23 Ekim 2009 Cuma

O

O'nun yanındayım
kavgasız ve savaşsız
bulmasız ve aranmasız...

yeni bir yaratılıştayım
derinlerde
çok derinlerde
hissiz...

buluşmadayım
başarısız günlerin ardından
zararsız ve hafif...

O'nunlayım
hiç bir yüküm yok hayata
beklentisizim sonunda...

sadece O ve ben...

02 Ekim 2009 Cuma

ID

Google Talk: gencodemirer@gmail.com
Skype: gencodemirer
MSN: demirer@hotmail.com

FacebookTwitterDeviantARTBlogger

09 Ağustos 2009 Pazar

Reklammatik'e üye ol, sen de kazan!

30 Temmuz 2009 Perşembe

Agire Sinemaye - Amude

Agire Sinemaye - Amude from genco demirer on Vimeo.

21 Temmuz 2009 Salı

Bajar - B'xatire Te - Hoşçakal


Bajar - B'xatire Te - Hoşçakal - The most amazing home videos are here

13 Haziran 2009 Cumartesi

fırat ceweri - birini öldüreceğim


Fırat Ceweri - Birini öldüreceğim - The best bloopers are here

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Aisha in Paris


Aisha in Paris - The best free videos are right here

08 Mayıs 2009 Cuma

Aziza in Paris


Aziza - Watch today’s top amazing videos here

03 Şubat 2009 Salı

Ben asla, iyi bir yalancı değildim.

Duvarlara tek renk yazasım geliyor hala seni
Beğenilmeyen kokuların soğuk odamda saklı
Kanım durdu önsözde uzun zamandır
Boş şeymiş sensiz sessizlik...

Rüyalar şimdi gerçeğin sığınağı
Ayrıntılar gizlendi aklın kayıplarına
Gözaçınca yok olasın var gibi
Boş şeymiş sensiz bilmek...

Denemelerde hala rengini silip unutmak
Mutluluk sanki bir gidişine gebe
Korkum ise bu elvedada demirli
Boş şeymiş sensiz düşünmek...

Hani sen acıda özgürdünya
Ben kapattım her acımı habsime
Ve sen tek gidilmez demiştin ya
Boş şeymiş sensiz yürümek...

Şimdi her kırmızı senin adın gibi bana
Satılmış hürriyetim boğuldu
Günahları çıkarasım var nerdeysen
Boş şeymiş sensiz yalanlar...

19 Ekim 2008 Pazar

Ramani - Massenger


Ramani - Massenger - The funniest home videos are here

01 Ekim 2008 Çarşamba

UrbanKRD Istanbul - 1. Teaser


UrbanKRD Istanbul - 1. Teaser - A funny movie is a click away





a documentary film. comming up at December 2008 by genco demirer

26 Eylül 2008 Cuma

Ramani - m0r0c0n


- The funniest home videos are here

14 Eylül 2008 Pazar

Ramani - BackStage 0808

02 Eylül 2008 Salı

Ramani - laLABle


- Click here for another funny movie.

01 Eylül 2008 Pazartesi

Ramani - Zalime


- Watch more amazing videos here

31 Ağustos 2008 Pazar

Ramani - ZorBashe


Ramani - ZorBashe - The funniest bloopers are right here

17 Ağustos 2008 Pazar

Ramani - DengBej

Ramani - Anfal

Ramani - Didi

Ramani - Ma Figth

Ramani - Eyes Ligth Shoot

10 Ağustos 2008 Pazar

Ramani - Delale


Ramani - Delale - Watch the top videos of the week here

04 Temmuz 2008 Cuma

saklanmak yersiz bakan olmayınca...

acılar ruha kilitli pencere
düşüşler gözyaşları içinde
geceler artık ölü
beyaz saflıktan özlem sabaha,,,

umut beklentisi yazı tura
ışıklar bunalımlar içinde
karanlık korkudan sıkıntılı
saklanmak yersiz bakan olmayınca...

07 Haziran 2008 Cumartesi

aramak yasak her doğuda

gelgitlerle değişiyor hava
yaşam yanlış bulmacada hala
her köşebaşı kapatıyor zamanı
geleceğe soğuk bir baraj ölüm...

sakin gözyaşları koşuyor geceye
yerleşik nefesler yalansız ve sade
uyuşmuş ışık kaçınılmaz sonda hapis
derinlere sondaj kurtuluş...

aramak yasak her doğuda
hayatın altını görebilmek
ve anlatamamak başka dilde
ay kadar adil ve parlak değil vaadler...

03 Haziran 2008 Salı

sanırsın...

kara delikler sonsuzluktan istifa
bu düşüş kaygan bir vurgun
sanırsın gerçek rüyada bir meçhul...

fail "cennet masası"nda parça parça
uzak yırtık gölgenin izinde
sanırsın deri döküyor kayıplar...

her ifade kazıntısız ve renksiz
sabit sözlere ağıt bu dönüş
sanırsın gümüş kaplama bekleyiş...

yorgun parmaklarda girdap yalanlar
kaderin aynası kırık zaten
sanırsın kan damarda bir senfoni...

13 Mayıs 2008 Salı

(ya da kara basanlardan ad alansın...)

madem ki
geçmişi ağıtlı
ve masum
ve çocuksu
umutsun...

madem ki
canlanmaya doğmuş
ve gözleri zehirli
ve öfkesi büyüyen
rüyasın...

madem ki
emniyetsiz bir gelecek
ve sıradan bir geçmiş
ve ezilmiş
sıcaktan kaçan bir karsın...
(ya da kara basanlardan ad alansın...)

ve madem ki
yüreğimde yanan
üç rengi gözlerimde ışıldayan
insansı tek duruşumun
ateşisin...

neden ki
bu kadar içimde
ve bu kadar uzaksın...

04 Nisan 2008 Cuma

gözden kayıp dualar

anıları üstünde birkaç yaşlı fotoğrafta
gözden ve ellerden uzak pencerler...

sebeblerinden arınmış harici soğuklarda
ezilmiş gerçeklere gebe Ankara griler...

görmezden gelmeye hacizli şikaye kutuları
fark etmekten uzak toplama düşünceler...

ve sözler sebebiz nasılsız acılarda
artık adil ve gözden kayıp dualar...

30 Mart 2008 Pazar

sargılar yaralara ağlar

bilinmez dilimlenmiş sözlerin özü
ve ilgisizliğe gebedir gerçekler
onlarca camın arasında
görünen tek pencerede...

kitlidir bilinen asıl özler
annenin gizli çekmecesinde
ve bileklerin demirden sert
dinlemeye başlar kesimleri...

kan akar sonra içten içe
uyuşukluk fazladan haykırır
ve gece arkalarda adımlar
karışda geçeceğin bin anı...

ve gerçek nüfus eder
sargılar yaralara ağlar
kapıyı açmak için çok geçtir
artık gitmiştir giden...


.



kardeşim burak anısına
27.03.2008 sabahı giden...

25 Mart 2008 Salı

yaşanması anlamsız bir acı...

soğuk...

kibirleri ağlamış geceler
küllenmiş rüyalar
heryer sana benzeyenler

yoksul ve sessiz bir yürek
yaşanması anlamsız bir acı...

derimin içindeki "SEN"cikler
kontrolsüz ve ayrı ayrılar
bizim değil biliyorum bu yokoluşlar

bileğimden akan sıcak "SEN"le
devir var derimden içeri...

ısınıyorum...

23 Mart 2008 Pazar

bahar düştü sessiz kalemime...

bir Melek geçti gecenden
ve kitli kapıya takıldı
göklerde sandı meskenini
ve deli adama şeref verdi cennet...

şarap döküldü göçebe sözlere
ve şiirdeki "sen"e ağladı
kelebeği yaktı gizemin ateşi
ve mum anladı "yanmak ne demek..."

bahar düştü sessiz kalemime
ve yasaklı bir aşk "dil"e geldi...

21 Mart 2008 Cuma

ve yastıkaltı hala oyunlarım...

sensizlik çığlıksız kayıp bir çocukluk
duyarsız ve kontrolsüz rüya bu arzu
gözden kaçmış gelgitlere gebe
kurumuş fısıltılar arasında sessizlik...

her günbatımı başka bağlanış
ve gecenin varanı karanlık
duygular ufalarken duvarları
dalgalar arasında boğulmuş yalnızlık...

huzursuz yerlerde eşdeğer sıcaklık
zarara sebep durmayan zaman
feda edilmiş hapsedilen aklın özgürlüğü
ve yastıkaltı hala oyunlarım...

16 Mart 2008 Pazar

taktire değer bir çöküş...

gülümseyemeyen gözler
tarihi geçmiş acılar
ve eziyet edilen
kötü kullanılan
gölgesi kibirli
kendisi yalan
"Biz"...

kansız adil izli yaralarla
mezar için yaşayan
inançsız zaman...

unutulan her sözde öpüşen
her takıntıda imrenen
taktire değer bir çöküş...

02 Mart 2008 Pazar

Hoşçakaldan önce...

Eski püsküllü kanatlar
Kıpkırmızı virane gökyüzü

Nazik ölüşler gölgesiz
Saklamayı dener gizemleri
İzinsiz gösteri bu parmaklık
Bunalım ifadesi savaş

Kalpsiz bir tetik sükunet
Azami sevecen gülümsemeler

Güneş hapis bulutlarda
Ninni söyleyen sadece
Gece zamansız melek
Hoşçakaldan önce...

18 Şubat 2008 Pazartesi

Kalp Ağrılı Yastıklar...

Hafızalar yenik unutulmuş bol boşvere
Gözyaşlarının fiyatı şimdi şimdi ödeniyor

Yaralı kaybeden, kansız ve yalanlı
Düşmek artık ertelenemez son

Alışlanlıklar uzak sevdalısı
Sensiz kalp ağrılı yastıklar

Oyunda tek kalmış gözü yaşlı ebe
Yolsuzluk avanak bir sobe bu sabah...

17 Şubat 2008 Pazar

İki Suçlu Kanat...

Zincir bağlanmış günlere volta
Hicazkar bir Kürdî çığlık yankıda

Kırılma rüyalarında gizli özgürlük
Geçen anlara mahkum düşünceler

Yıkım uzaklara suçlu iki kanat
Muhtemel hata ellerinde kimsesizlik

Kancıklık düşlerde baş eğdiren
Varlık taş duvarda biten bir SON...

23 Ocak 2008 Çarşamba

Kanatlı bir feryat...

basamak altı rutubet yeşili
paslanmış ruhun düşüşü
ve şiir o kadının gözü...


Yalanlar gibi görkemli gökgürültüsüne inat
Kapişon kadar sıcak bir engelde yağmur
Baş ağrısı her geç gelen her ses
Işık arkası ağzı açık kanatlı bir feryat
Çıkamayan son söz dilde hapis değil artık
Kızgınlık hanım hanımcıktan istifa
"AŞK" sandığının kilidi kaçmış özgürlüğe
Balyoz ve duvar başbaşa bu rutubet yeşilinde...

20 Ocak 2008 Pazar

Gidişine ipotek tutkum

Sulu gökyüzüne tehdit pamuktan yalanların
Ufuğa sabitlenmiş güneşte gülüşünü izleyen ben
Zevksiz hata sayışları ve ateşten çalınmış günahların
Gözlerinin içinde kollarım, sabah pek bir yürünmez...

Yalın sebeblerle bastırılmış dudakların
Kapalı güne uzamış inatçı ve tatsız
Yarını beklenmez kılan ellere borçlu şerefsiz kalbin
Gidişine ipotek tutkum, pek bir izinsiz...

Lanetli duvarlara mahkum kalbinin tabutları
Rüzgar sessiz ve paylaşılmaz ve dinsiz
Duyma hizasının üstünde artık sözlerin
Günbatımı satan gizemci, pek bir kara...

16 Ocak 2008 Çarşamba

Küçük düştü düşler...

Bulutlar durgun ve takipsiz
Güneş gölgesinin altında
Kurutulmuş ruhlar alemsiz
ve hafif ve parıltısız...

Kendinden kaçan ağaçlar
Yokluk kadar kötülük sevdası
Özgürlük savaşı maskesi
ve daimi ve kara...

Küçük düştü düşler
Yeşil yaprak sıralarına
Gün hala bahissiz
ve haki ve sözsüz...

Hayalsiz artık kırmızı
İç karası kalpsizler
Kana adak önceleri
ve hafızasız ve sonra...

13 Ocak 2008 Pazar

Senden kalan üzgün zincirler

Gözlerin ifadesiz sözcüklerin kaybıyken
Güneş nazarlarda rüyan oldu.
Peri tozu yalan bulutlardan düşen
Yağmasız ve anlamsız bu yaşlar...

Huzura kanmış bir hayalsin
Mutsuz düşüncelere esir.
Hafızalara kırgın, derinlerde gömü artık
Senden kalan üzgün zincirler...

Tereddütte aşık duygun zaten
Kırılgan yataklara büyü.
Dalkavuk bir adım ayışığı ve
Gelmemelere sakin sanki hasret...

Karanlıklarla kutsanmış
ve kıskanç
ve güvesiz
Kabusları çorak
Bin sızı bu gidişin...

09 Ocak 2008 Çarşamba

Yaralar yumuşak tonlarda

Karanlıktayım
Kedere gebe terbiyesiz gözlerim
Rüzgar kulaklarda zalim fısıltı
Ve zaman soysuz...

Kabir renksiz bulutlar gizlenmiş tavanda
Af için dualara gitti kırkikindi selleri
Soğuk günbatımı gibi yerleşti içime
Harcanmış dakikalar saatlere yem...

Vicdanı kazıklanmış bir cesetin hayaleti gibi
Delik deşik duyuları solgunlaştırtı bu yaşlar
Ağır bir kuraklıkta çatlaklara sıkışmışım
3 diyorum, TIP diyorum ELMA diyorum geçmiyor...

Oluklarda teslimiyetten kaçan
Uyuşmuş derim yalvarmaya pençe
Yaralar yumuşak tonlarda
Enkazın altında 1001 itiraf...

27 Aralık 2007 Perşembe

Meşgule gebe, yatak odası duvarı

Yıldızsız, karanlıktı gece
Ve masumiyeti alınmıştı çocukların
Zamansız taze haykırışı güneşin
Muzip olamadı, sonunda hala yetersizdi yaşlı aşk...

Korku bu vücuduma pençe
Yallansız gözyaşları ve uykusuz
Haykırışlar dehşetten kaçası
Ve umut senin gözlerinde bir son...

Kırılganlığın dehşet bir kilit
Aşınlaması ve açılması zor olan
Güvenin ise aç bir sözcük
Büyülesi sisli sabahlarda keskin rüzgar...

Meşgule gebe, yatak odası duvarı
Arkası soğuk nefretler...

Küllenmiş yıldızlara ateş

Dehşetim eklemlemiş bulutları
Gitmeye yeminli hala güneş
İhanetler saklı koşan ayda
Omuzdan düşen bir tutam saçta hancer yarası...

Düzenli değil duvarlar, telafisiz ve zorba
Biliyorum soğuk hala orası
Omurgası ebediyete lanetli bir aşkta
Hala "hiçbir açıklama yapmıyor" Ankara...

Küllenmiş yıldızlara ateş
Yanlış ışıklar düşünüyor bu karanlık
Gri ve soluk alışkanlık bu kan
Hastalıklı zihinden kollara amaçsız düşüş...

Ve yollanmış artık özgürlük
Rehbersiz ve öfkeler yaralı
Bilir ki Tanrı' öldürttü aslında bu aşkı
Uçsuz bir ovada beni de "Hariç" yaptı...

18 Aralık 2007 Salı

inkarlı bir kimlik

uzaklarda acındığım kadar
söz verdirttim geleceğe
kayıpsız ve aşina anılar boyunca
yansız bir yoldan gelecegim diye

olmadan senin beyazın
karanlıkta düşündüğüm kadar
gayret ettirdim yaşamaya
ferahlıkta arınacağız günahlardan

hayali sende kaybolmuş
ağlamaz, acınmaz, inkarlı bir kimlikle
sanki kalbinden çıkmış, kaçmış gibi
var olmaya ifadeli bir ayrılıkçıyım...

17 Aralık 2007 Pazartesi

Kirli tüyü benmişim o meleğin...

Kötü beslenme saatleri
Serseri adımlarıma inat
Tiksintiler yapışmış gene elbiseme
Şaşıran korkularlar
Yanlış tutunmalarda

Zor aydınlatıyor zaten bu yaşlar gözlerimi
Boğucu kabuklara saplanmış kımıldayamazken

Bu aştan bir sonraki sapak keşif kazmaları
Bakımda yine yolun ortası
Kaldırama karşı eski bir deri cekette
Griyim en az Ankara kadar
Kirli tüyü benmişim o meleğin...

30 Kasım 2007 Cuma

Gözler ağların içinde

Şehrin fakir mahallesinin boğukluğu
Dişetleri beyaz caddelere atılan ekmek yalanları
Kahverengi bir yılın hastalıklı vücudunda
Güvercin telaşlı sabahın körleri...

Zarafet buluşları açlıkla sonlanan
Keyifsiz otobüs camı yüzleri
Boyanmamış bir tuvalden uzak
Caddeye yakın düğün saçları...

Cüzzamlı zengin bakışları
Zilli çığlıklara kambur bir endişe
Kutularda sergileniyor hissi her dakka
Trolle avlanmış bir balık sanki...

Gemiler bile çıkmaz yoldalar
Gözler ağların içinde
Düşünceler asla gelmeyeceği besliyor
Ağızda bir savaşta ciğnenenle kaçan...

29 Kasım 2007 Perşembe

Adını kırmızıyla yazınca...

Gözlerimi kapatmasın bu ağlamalar
Korkuyorum durduruyorum gözyaşlarımı
Hain rüyalar görebilirim diye
Red ediyorum yorgunluğu...

Yarattığın anları unutmak için
Açık tutuyorum her saatimi
Ruhsat istiyorum mercilerden
Yetkili kalsın kepenkler...

Her atışta sakladığım renkleri
Veremedim atarlara yayılsın diye
Karıştırma tüm vücuda bu felci
Anmamalarda yerçekimi...

Adını kırmızıyla yazınca
Tashih gerektirmiyor
Gül de istemiyor bu elveda
Anlamsız bir çaput oluyorsun kuru bir ağaçta...

28 Kasım 2007 Çarşamba

Dünyanın ipi çekilmeli...

Bilindik bir hikaye
Korumasız bir kalp peşinde
Çizgiler paramparça ve kolay...

Görülmüş olmalı bu film
Yazılmış olmalı bir Romeo kitabında
Ağlamalı zaten hep Juliet bin izdiham çağırdığında...

İmrenilmiş bir "sonsuza dek" yeminine
Dik dik bakılmalı alkışlarda
Akılda yaratılmış bir dünyanın ipi çekilmeli...

Memnun kelebekler sarmalı sonra
Gökten rüyalar düşmeli başımıza
Nadiren dönebilmeli geri ruh ikizleri...

Bir yaprak havalanmalı yerden
"Birisi" kadar imkansız ama
Tutunmalı tekrar düştüğü dala...

Unutulmalı zamanlar ve yalanlar
Yeni yeminlerde tedavi
Kırık bir saflık sayılmalı...

27 Kasım 2007 Salı

gitti herkes...

Kırılmamış kalbin
Ufak tefek yaraları var
Ödünç bir andan yadigar

Gölgelerin altı kırmızı
Ağlamak artık yasak nabızlarda
Hain eller iş başında
ve gidiş serbest

Hiç bir hurma açmayacak bu orucu
Çarmığa gerilmek kanatmayacak
Gözler izlerken vahşeti
ve hala gidiş serbest

Kayıp anlar yapışacak artık duraklara
Sen bakacaksın tek tek
Boşluk yankılanmayacak duvarlarlarda
gitti herkes artık serbest